<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">

	<title>İmge Kitabevi Yayınları</title>
	<subtitle>Yeni Çıkanlar</subtitle>
	<link href="http://www.imge.com.tr/" rel="self" />
	<link href="http://www.imge.com.tr/" />
	<id>tag:www.imge.com.tr,2012-05-17</id>
	<updated>2012-05-17T13:01:42+03:00</updated>
	<author>
		<name>İmge Kitabevi Yayınları</name>
		<email>imge@imge.com.tr</email>
	</author>

<entry>
      <title>En Güzel Psikoloji Sosyal Psikoloji - Nuran Hortaçsu</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=122924" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-05-08:122924</id>
      <updated>2012-05-08T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	 


	 


	Psikolojinin en yetkin isimlerinden Nuran Hortaçsu&amp;#39;nun bu kitabı, yalnızca konuyla ilgilenenlere değil, bütün okuyuculara hem çok önemli bilgiler, hem çok keyifli bir okuma fırsatı veriyor.


	Sosyal psikoloji, sıradan insanların sıradan veya sıradışı durumlarda davranış ve etkileşimlerini inceleyen, insan-toplum ilişkisini göz önünde tutan, yalnızca bireylerin davranışlarına değil; grupların, hatta kitlelerin davranışlarına da ışık tutabilen bir alan. Bu nedenle, aslında kuram ağırlıklı bir alan olan sosyal psikolojinin; insan ilişkileri, reklamcılık, iş yaşamı, siyasi yaşam, gruplar arası pazarlık ve çatışmalar gibi herkesi ilgilendiren birçok konuda söyleyecek sözü var.  Üstelik yaşama sosyal psikolojinin gözüyle baktığında insan, olan bitenleri, çoğu zaman değiştiremese de daha iyi anlayabiliyor.


	 Sosyal psikoloji, insandan söz eden edebiyat, tiyatro ve sinema ile de yakından ilişkili; bu alanların sanatsal biçimde ele aldıkları konuları kendi 'bilimsel' yöntemleriyle inceleyip açıklamaya çalışıyor.  Ayrıca, yazar ve oyunculara bazı 'tüyo'lar verebiliyor. Konu arayan bir tiyatro yazarı, bir sosyal psikoloji kitabı karıştırırsa kendisine oyun konusu ve kahramanları bulabilir; oyuncular ise durum ve kişilikleri yorumlamada sosyal psikolojiden yararlanabilirler. Yani, sosyal psikoloji her derde deva değilse de çok yönlü ve eğlenceli bir alan.


	 </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Siyasi Tarih 1918-1994 - Oral Sander</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4560" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-05-02:4560</id>
      <updated>2012-05-02T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Siyasi Tarih&amp;#39;in ikinci cildi, 20. yüzyıl tarihini, gerek geçmişin gerekse günümüzün sorunlarını değerlendirebilmemizi sağlayacak derli toplu bir çerçeve içinde okura sunuyor.
	
	Türkiye&amp;#39;de siyasi tarih öğrenimini bir gelenek haline getiren "Mülkiye"nin erken yitirdiğimiz değerli bir hocasından, bu geleneğe uygun bir kitap.
	
	Tarih, bize yaklaştıkça gazete haberine benzemeye başlar. Böylesine kaypak bir zeminde tarihçilik yapmak bilgi, beceri, sabır ama en önemlisi ortak bir akla mensubiyet gerektirir.
	
	Oral Sander&amp;#39;in 20. yüzyıl olaylarını 20. yüzyıl siyasi tarihi haline getirmesinin başarısını okuyucularla paylaşıyoruz.
	
	Mehmet Ali Kılıçbay</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Darağacına Mektuplar - Deniz / Yusuf / Hüseyin - Serpil Çelenk Güvenç</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=122769" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-05-02:122769</id>
      <updated>2012-05-02T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Türkiye ve Dünya Basınında 12 Mart İdamları
	
	 


	
	
	
	


	 


	
	Kim, tek cana kıymamış devrimciler için "ip" talep etmişti? Hangi milletvekili, satır arasında "Bizden 3 kişi yan­dı, onlardan da yansın" bedduası okunan dilekçelerle "İnfazlar durdurulmasın" kampanyası açmış, faşizme al­kış tutmuştu? Hangi yazar, Deniz'ler için "parka giyen, gözü dönmüş psikopatlar, efsane kılığındaki haydutlar, eli, gözü kanlı mahlûklar, vatanı satan iç düşmanlar" diye yazmış, darbeci komutanlara övgüler düzmüştü?


	Bunlar gerçek yüzleriyle birer birer tarih huzuruna çağrılıyor kitapta...

	Can Dündar


	 


	 


	Darağacına Mektuplar,  Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında bugüne kadar yazılan bütün kitaplardan farklı. 


	
	Aslında bu kitap tarihe kalacak bir ibret belgesidir. Sosyalistlerin ve aydınların her türlü yönteme başvurarak, avukatların bütün yasal imkânları kullanarak, bazı milletvekili ve senatörlerin Meclis'te mücadele ederek üç devrimci genci ipten kurtarmak için nasıl çırpındıklarını okuyacaksınız. Bu arada Türkiye'deki sağcı basının intikam çığlıklarına, acımasızlıklarına ve kayıtsızlıklarına tanık olacaksınız. Ayrıca dış basının Kızıldere katliamı ile infazların öncesinde ve sonrasında yaşanan olayları nasıl yorumladığını da kırk yıl gecikmeyle öğreneceksiniz.


	Serpil Çelenk Güvenç, bu kitabı Halit Çelenk'in bıraktığı belgeler üzerine çalışarak yazdı. Böylece babasının vasiyetini de yerine getirmiş oldu.

	Yavuz Alogan</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Çağdaş Müze Eğitim ve Gelişim - Müze Psikolojisine Giriş - Bekir Onur</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=122770" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-05-02:122770</id>
      <updated>2012-05-02T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	Günümüzün değişen dünyasında müzecilik ve müzeler de değişmektedir. Müze biliminde en önemli değişim koleksiyonun önemini yitirmesi, ziyaretçinin öne çıkmasıdır. Bu bağlamda müzelerde ziyaretçi araştırmaları yapılması kaçınılmaz olmuştur. Müzecilik uygulamalarında en önemli yenilik bütün dünyada çocuk müzelerinin yaygınlaşmasıdır. Müzelerde eğitim yerini gitgide öğrenmeye bırakmaktadır; artık müze eğitiminden değil müzede öğrenmeden söz edilmektedir. Çocukların, ailelerin, yaşlıların müzede neler yaşadığını, neler öğrendiğini, nasıl öğrendiğini araştırmak ve bulguları uygulamalarda kullanmak söz konusudur. Önemli bir konu da müzelerin toplum hizmetleridir. Müzelerin toplumun yalnız eğitsel ve kültürel değil ekonomik kalkınmasına da katkıda bulunabileceği yaygın olarak kabul edilmektedir.


	 


	Prof. Dr. Bekir Onur'un bu kitabı hem çağdaş müzecilikteki gelişmeleri, hem de müzelerdeki eğitim, öğrenme ve çocuk gelişimi etkinliklerini incelemektedir. Kitabın en önemli özelliği ele aldığı bütün konuların kuramsal temellerini de incelemesi, araştırma ve uygulama projelerini gözden geçirmesidir. Dolayısıyla bu eser hem müzeciler, hem müze eğitimcileri, hem de çocuk gelişimcileri için temel bir başvuru kitabı niteliğindedir.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Çevre Politikası - Aykut Çoban, Can Hamamcı, Ruşen Keleş</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=45538" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-04-18:45538</id>
      <updated>2012-04-18T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	 


	 


	 


	 


	 


	 


	



	
	Yedinci baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	


	 


	 


	 


	



	 


	 


	



	 


	
	
	
	

	Günümüzde çevre konuları, uluslararası, ulusal ve yerel ölçeklerde toplumsal gündemin bir parçası olmakla birlikte, işbirliği yanında çatışma için de zemin oluşturan bir özellik sergiliyor. Sermaye birikimini sürdürme çabası ile ekolojik bozulmayı önleme gereksinmesi arasındaki açı, toplumsal sınıf konumları, kalkınma öncelikleri, siyasal talepler, ideolojik beklentiler, çevresel değerleri sömürme düzeyleri, gelişmiş ve azgelişmiş ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar, küresel güç ilişkilerinin yerel yansımaları ve diğer etmenler, çevre konusunda farklılaşan çıkarların işbirliği ile çatışma arasında salınan bir sarkaç hareketi oluşturmasına yol açıyor. Bu salınım ise toplumların çevreyle olan karmaşık ilişkilerine çeşitli politika yaklaşımları ve araçlarıyla yön verme isteğini biçimlendiren bir etkide bulunuyor.  

	 

	 

	 

	 

	 

	 

	Güncellenen ve zenginleştirilen içeriğiyle yeni baskısı yapılan elinizdeki bu kitap, çevre ile toplum arasındaki ilişkilerin ekonomik, toplumsal, siyasal, yönetsel ve ideolojik yönlerini ayrıntılarıyla ele alıp tartışmaktadır. </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Devlet Bürokrasi ve Kamu Personel Rejimi - Onur Ender Aslan</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=122474" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-04-17:122474</id>
      <updated>2012-04-17T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>İkinci baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	
	
	Somuttan soyuta ulaşmak ve ulaşılan bu soyutlama ile bir toplumsal olguyu açıklamak Kitapta bu yaklaşım izlenmeye çalışılmıştır. Çalışma, tarihsel süreç içerisinde, bütüncül bir bakış açısıyla 19. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar kamu personel rejiminin Batı ve Türkiye'deki değişimini "neden" ve "nasıl" soruları eşliğinde keşfetmektedir. Bu keşif, betimlemeyi ve çözümlemeyi aşmakta, Kamu Personel Rejimi Kuramı'na ulaşmaktadır. Kitapta, kamu personel rejimi açıklama gücüne ulaşmak için, kapitalizm, devlet ve bürokrasi birer uğrak olarak çözümlenmiş, aynı zamanda Düzenleme Okulu'nun Fordizm ve Post-Fordizm kavramları kullanılmıştır.
	 
	Kamu Personel Rejimi, kendi disiplininde bir kırılma noktası olarak da okunabilir. Çünkü hem kendi içinde bir bütünsellik taşımakta hem de ilgi alanını, kamu personel rejimiyle sınırlamayarak, devlet ve bürokrasi alanlarını da kapsayacak şekilde genişletmektedir. Kitap aynı zamanda, başka toplumsal yapıları ve kurumları da açıklayabilen yöntemsel bir örnek oluşturmaktadır.
	 </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Algı Kapıları - Cennet ve Cehennem - Aldous Huxley</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4428" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-04-12:4428</id>
      <updated>2012-04-12T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Yayınlandığı günden itibaren tüm dünyada olağanüstü bir ilgi gören Algı Kapıları, ele aldığı konu bakımından benzersizdir. Huxley bu kült kitabında insan algılarının boyutlarını, görsel algıyı olağanüstü biçimde açan meskalin üzerinde özellikle durarak, onu bizzat kullanarak inceler; deneyimlerini müthiş bir gözlem gücüyle gerçeğe olabildiğince yakın, hatta zaman zaman onu aşarak betimler ve bize gerçeğin yeni bir boyutunu, bilincimizin, aslında bir şekilde hep bildiğimiz, ama pek göremediğimiz "karşı kutbunu", "öteki tarafını" gösterir; oraya geçmek için tarih boyunca kullanılmış farklı araçları, geliştirilmiş farklı yöntemleri anlatır.
	
	Dolayısıyla Algı Kapıları, resimden müziğe, bir kır manzarasından karanlıkta oynaşan ışıklara kadar birçok farklı araçla da ortaya çıkabilen farklı bir algı durumunun, yazarın deyimiyle "kendinden geçmenin" benzersiz bir analizini sunuyor.
	
	Gerek Algı Kapıları, gerekse yazarın daha sonra bunun devamı olarak yazdığı Cennet ve Cehennem, bu "kendinden geçme" halinin, gündelik yaşamın ötesindeki bir dünyaya açtığı kapılar üzerine yazılmış iki temel ve klasikleşmiş deneme...</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Türkiye İktisat Tarihi 1908-2009 - Korkut Boratav</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4847" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-04-11:4847</id>
      <updated>2012-04-11T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 

	"Her şeyden önce belirtilmesi gereken nokta, kitabın dönemlemesinin, şimdiye kadar hiçbir eserde rastlanmadık ölçüde iktisadi kıstaslara dayanması ve dolayısıyla iktisat-siyaset diyalektiğinde, yazarın iktisada ağırlık veren görüşüyle fevkalade tutarlı olmasıdır. Değerli araştırmacı Korkut Boratav&amp;#39;ın kitabının, Türkiye ekonomisinin nereden geldiği ve nereye gittiği konusunda derin düşünmek isteyenlere bir rehber olarak önerilmesi ve üniversitede ders kitabı olarak okutulması beklenir."

	 

	Mehmet Ali Kılıçbay


	 

	"Meslekten iktisatçı olmayanlar hedeflenmişse de, iktisatçıların başucu kitabı olacak güçte, kalıcı bir yapıt. Tutarlı değerlendirmeler, nesnel nicel kıstaslar, dengeli iktisat-siyaset birlikteliği, duru, akıcı bir dil... Boratav&amp;#39;ın kitabı bugünü anlamak için son derece yararlı bir yapıt. Dünü bilmek, yarını görmek için Boratav&amp;#39;ın kitabı okunmalı... Bir daha okunmalı..."

	Zafer Toprak


	 


	
	 </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Anka'nın Yükselişi ve Düşüşü -Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme- - Oral Sander</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4663" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-04-11:4663</id>
      <updated>2012-04-11T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Phoenix, Grek ve Mısır mitolojisinde beş yüz yıl yaşadıktan sonra kendini ateşe atan ve külleri arasından yeniden doğup sonsuza dek var olan bir kuştur. O kadar yaşadıktan sonra bu intiharı neden kendisine reva gördüğü pek belirli değilse de, aynı kalıp içinde uzun süre yaşamanın yaratabileceği sıkıntı bir neden olarak düşünülebilir. Hele külleri arasından başka bir kuş olarak yeniden yeryüzüne dönmesi ve sonsuza dek yaşama isteği dikkate alınırsa, bu açıklama akla yakın görünmektedir.


	Phoenix'in Türkçede tam karşılığı yok. Her türlü doğaüstü yeteneğe sahip ve çoğumuzun yakından tanıdığı "Anka Kuşu"nun Phoenix yerine kullanılması yanlış olmasa gerek.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Jön Türkler ve İttihat ve Terakki - Sina Akşin</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4516" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-03-16:4516</id>
      <updated>2012-03-16T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>5. baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	
	
	
	"II. Meşrutiyet, cumhuriyetimizin siyaset laboratuvarıdır" demişti Tarık Zafer Tunaya. Cumhuriyeti anlamak için önce 1908-1918 dönemine bakmak gerekiyor. Bu çerçevede, Jön Türkler kimlerdi, neler yaptılar? İttihatçılar kimlerdi, neleri başarıp neleri başaramadılar? 


	Bu kitapta, Jön Türkler ile İttihat ve Terakki konusunda aradığınız temel bilgileri ve birçok sorunun yanıtını bulacaksınız.


	 </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Temel Gazetecilik - Oya Tokgöz</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4631" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-03-13:4631</id>
      <updated>2012-03-13T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>9. baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	


	 


	 


	 


	



	
	
	
	

	Bu yapıtın ilk üç baskısı, gerek lisans düzeyinde eğitim gören öğrencilerin, gerekse gazeteciliğe ilgi duyanların bu meslekle tanışmalarını, gazetecilik terminolojisiyle ilgili kavramları öğrenmelerini sağlamak için hazırlanmıştı. Kitabın dördüncü ve beşinci baskısında ise, ilk üç baskıda olduğu gibi, gazetecilikle ilgili temel kavramların genelde kitle iletişimiyle ilişkisi kurulmakla birlikte, gazetecilik ile haber sosyolojisi arasındaki bağ değerlendirilmişti. Ayrıca, tekelleşme olgusunun dünya ve Türk gazeteciliğindeki konumu, geleneksel gazeteciliğin değişime girmesi, magazinleşme olgusunun rolü ile önemi ve internet gazeteciliğinin getirdikleri, getirecekleri irdelenmişti.

	 

	Altıncı baskıda, ek olarak, dünya ve Türk gazeteciliğinde artan ölçüde belirleyicilik kazanan tekelleşmeye, magazinleşmeye, savaş gazeteciliğine, yurttaş gazeteciliğine, internet gazeteciliğine yer verilmişti.

	Yedinci baskıda altıncı baskıya göre anılan gazetecilik türlerine barış gazeteciliği eklenirken, sekizinci baskıda ise zaman içinde gerekli görülen yeniliklerin konulması yoluna gidilmiştir. Yedinci baskıda yer verilen savaş ve barış gazeteciliği, sekizinci baskıda aynen kullanılmıştır. Buna karşılık son yıllarda tartışmaya açılan insan hakları gazeteciliğine, bu gazetecilik türünün literatürde savaş ve barış gazeteciliği ile birlikte değerlendirilebildiği düşünülerek Temel Gazetecilik'in sekizinci baskısı içinde yer verilmemiş bulunmaktadır. Doğal olarak kitapta kullanılmayan bu yaklaşım biçimi tartışılabilir.

	Sekizinci baskıda, 1, 3, 4. bölümlerde gerekli görülen bazı yenilikler eklenmek durumunda kalınmıştır. 8. Bölüme ise haber sosyolojisi ağırlıklı küreselleşme ve karşı enformasyon akışları ve dağılımı adını taşıyan yeni paragraflar yerleştirilerek, dünyadaki enformasyon dağılımının bugünkü durumu değerlendirilmeye alınmaya çalışılmıştır.

	Temel Gazetecilik, Oya Tokgöz'ün kırk yılı bulan bir süre içinde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi&amp;#39;nde verdiği lisans ve lisansüstü dersler ile çeşitli akademik yayınlar içinde yayınlanmış bulunan bilimsel çalışmalarının bir ürünüdür.


	 </summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri - Barrington Moore Jr</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4849" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-02-15:4849</id>
      <updated>2012-02-15T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Toplumbilimlerinde günümüzde saygın bir duruma gelen "tarihsel sosyoloji" ekolünün ilk kalıcı örneklerinden birini veren Barrington Moore&amp;#39;un Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri yapıtı bir "toplumbilim klasiği" sayılmaktadır.


	Moore bu yapıtında, çağdaşlaşmaya varan iç yolu incelemektedir. İngiliz Püriten Devrimi, Fransız Devrimi, Amerikan İç Savaşı ile "burjuva devrimi"nin oluşturduğu, kökeninde ve özünde şiddetin yattığı birinci yolun, "demokratik kapitalizm" sonucuna ulaştığını ileri sürmektedir.


	Çağdaşlaşmaya varan bir başka yolun, "köylü devrimi" ile gerçekleştirilen komünist diktatörlük olduğunu Çin örneğinde göstererek, bu yolun feodal güçleri temizlediği ölçüde ileride özgür topluma varabilecek kapıları açtığı görüşündedir.


	Üçüncüsünü, ne bir köylü devrimi ne de burjuva devrimi geçiren; çağdaşlaşmaya, aristokrasi ile onun denetimindeki güçsüz bir burjuvazinin, alt sınıfların devrimi ve Batı emperyalizminin tehdidi karşısında kurduğu "demir ve çavdarın evliliği" denen sınıf koalisyonuyla Japonya&amp;#39;nın izleyip, "Asya faşizmi" dediği yolun oluşturulduğunu göstermektedir.


	Demokrasiye az çok ulaşıp çağdaşlaşmaya tam olarak ulaşamayan Hindistan ise, bir dördüncü yolun örneğidir. Moore bu örnekte devrime başvurulmayan "barışçı değişme" dediği yolun kitlelere ödetilen ağır bedeli üzerinde durmaktadır.


	Etik yargılarından ve eleştirel yaklaşımından hiçbir siyasal düzenin kaçmasına izin vermeyen Barrington Moore, kurulu düzenler hakkında şu saptamada bulunmaktadır: "Kültürel ve toplumsal sürekliliğin açıklama gerektirmediği düşüncesi... (bunların) her kuşakta, çoğu kez büyük acılarla ve sıkıntılarla yeniden yaratılmasının gerektiği gerçeğini gözlerden kaçırmaktadır. Bir değerler sistemini sürdürebilmek ve aktarabilmek için insanlar yumruklanırlar, itilip kakılırlar, tutukevlerine yollanırlar, toplama kamplarına atılırlar, kandırılırlar, rüşvetle satın alınırlar, kahraman yapılırlar, gazete okumaya özendirilirler, bir duvar dibine dikiltilip kurşunlanırlar ve hatta bazen onlara sosyoloji öğretilir" (s. 561-562).


	Bu Türkçe baskıya, Moore&amp;#39;un yolunu izleyen George Ross, Theda Skocpol, Tony Smith ve Judith Eisenberg Vichniac&amp;#39;ın Barrington Moore&amp;#39;un Toplumsal Kökenleri ve Ötesi: 1960&amp;#39;lardan Günümüze Toplumsal Tarih Çözümlemesi (1998) yazısı eklenmiştir.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Kentsel Planlama Kuramları</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=72319" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-02-14:72319</id>
      <updated>2012-02-14T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Geleceğe yönelik hedeflere ulaşmak amacıyla sistemli eylem programları hazırlama süreci olarak tanımlanan planlama, "yapısal zorunluluk" düşüncesinin yerini insanın özgür iradesinin alabileceğine, insanların yaşama müdahale edip ona egemen olabilecekleri anlayışına dayanır. Planlama, piyasa mekanizmasının belirsizliğine karşı yapıcı ve kurucu insan bilincinin öne çıkartılmasıdır. Kent planlaması ise kentsel alanların mekânsal oluşum ve örgütlenmesinin nasıl olacağını, bu oluşum ve örgütlenme sürecinde izlenecek farklı müdahale biçimlerinin tasarlanmasını içerir.


	Kentsel alanlarda sanayi devriminin yol açtığı büyük toplumsal ve mekânsal sorunlara çözüm üretmek amacıyla ortaya çıkan ve bir müdahale aracı olarak kamusal boyutu belirleyici olan modern kent planlaması, özellikle 1960'lı yıllardan başlayarak, hem sağ ideologlar hem de Marksist kuramcılar tarafından yoğun biçimde eleştirilmiştir.


	Yeni liberal siyasaların güç kazandığı günümüzde devletin merkezi konumu sorgulanmakta, buna bağlı olarak da kamunun stratejik bir aracı olarak işlev gören toplumsal, iktisadi ve mekânsal planlama alanlarında kriz yaşanmaktadır. Bu derlemede, ortaya çıkışından başlayarak kent planlamasının tarihsel gelişimi, kuramsal boyutu vurgulanarak sergilenmeye çalışılmaktadır.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Kentleşme Politikası - Ruşen Keleş</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4527" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2012-02-13:4527</id>
      <updated>2012-02-13T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>On ikinci baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	
	
	
	Bu kitapta, üçüncü dünya ve Türkiye&amp;#39;nin karşı karşıya bulunduğu kentleşme, konut, gecekondu, arsa spekülasyonu, imar ve çevre sorunları, nedenleri ve çözüm yollarıyla birlikte ele alınıyor.
	
	Ülke ekonomisinin dünya sistemine bağlılığının bir sonucu olarak, kentlerin yapısının ve kent sorunlarının boyutlarının belirlenmesinde iç dinamikler kadar dış dinamiklerin de payı olduğu vurgulanıyor.
	
	Kentleşmeden doğan darboğazların azgelişmişlik sorunu olarak algılandığı bu yapıtta, okuyucuya, yaşadığı kentsel çevreyi, ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel yapı özelliklerinin ışığı altında nesnel olarak değerlendirmenin yöntemleri gösterilmeye çalışılıyor.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Sömürgecilik Tarihi -Fetihlerden Bağımsızlık Hareketlerine 13. Yüzyıl-20. Yüzyıl - Marc Ferro</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4798" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-30:4798</id>
      <updated>2011-11-30T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Açılışı okumak için tıklayınız
	
	 


	 


	Bugün Afrika toplumları arasında sürüp giden kanlı savaşların, Güney Amerika&amp;#39;daki Muz cumhuriyetlerinin çektikleri sıkıntıların, dünyanın doğu yarımküresinde bitmek tükenmek bilmeyen darbelerin ve daha nice ülke toplumlarının kanayan yaralarının, yeryüzünden toptan silinen kimi etnik toplulukların tek bir açıklaması vardır: Sömürgecilik hareketi.
	
	Esas olarak Batı Avrupa kökenli olan bir hareketi ele alan bu çalışmada, dünyada gelmiş geçmiş hiçbir devlet örgütünün masum olmadığı ayrıntılı örneklerle gösterilmektedir: İkinci Dünya Savaşı Japonyası&amp;#39;nda Uzakdoğu toplumlarına yönelik değerlendirmeler, Rusların Slav olmayan topluluklar hakkındaki politikaları, Kavalalı Mehmet Ali Paşa&amp;#39;nın Sudan&amp;#39;a ve Habeşistan&amp;#39;a yönelik niyetleri, Çinlilerin çeşitli Asyalı toplumlarla ilişkileri vb. Ama konunun odağında Batı Avrupa bulunmaktadır, Kilisesiyle, ekonomisiyle, kendi içindeki savaşlarıyla... Çünkü Batı kökenli sömürgecilik çok daha radikal hedefler benimsemiştir. Girdiği ülkeyi yalnızca sömürmekle yetinmemiş, bunu sürekli kılmak uğruna insanların doğrudan ruhlarına sahip olmayı amaç edinmiştir. Hikmeti kendinden menkul bir "uygarlık" vaazıyla inanç sistemlerini parçalamış, o olmadı, ırk sınıflandırmasına gitmiştir. Öylesine onulmaz yaralar açmıştır ki, sömürgeciliğin kâğıt üzerinde ortadan kalkmasına rağmen, eski hegemonyaların sınırlarından yaratılan "bağımsız" ülkeler, bir yandan dayatılan "Batı tipi" ekonomik modellere ayak uydurmaya çalışırken, diğer yandan iki arada bir derede kalan etnik toplulukların yarattıkları karışıklıklarla başa çıkmaya çabalamaktadır.
	
	Sömürgecilik Tarihi&amp;#39;ni okuduğunuzda dünyanın birtakım olmazsa olmaz tabir edilen kurumlarına, küreselleşmeye, var olan etnik ve dini mücadelelere bir başka gözle bakacaksınız.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Siyasi Tarih -İlkçağlardan 1918'e - Oral Sander</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4559" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-26:4559</id>
      <updated>2011-11-26T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 

	 Oral Sander&amp;#39;in siyasi tarih alanına en büyük katkısı, konuyu çok geniş bir çerçevede ele almasıdır. Siyasi tarihi çok yönlü, disiplinlerarası bir çerçevede incelemiş, uygarlık tarihi, kültür tarihi temeline oturtmuştur. Bu kitap, hem siyasi tarih öğrencilerinin, hem de genel okuyucunun ilgisini çeken, yararlı bir temel başvuru kaynağı niteliğindedir.


	 

	Prof.Dr. Ömer Kürkçüoğlu</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Suç Psikolojisi - David Canter</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=117475" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-26:117475</id>
      <updated>2011-11-26T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Suç Psikolojisi, psikolojinin suçun araştırılması ve anlaşılması, tutukevlerindeki suçluların ıslahı, yönetimi ve mahkemedeki süreçlere katkısı üzerinde durmaktadır. Derinlemesine görüşme, yalanı ortaya çıkarma, suçlu görünüşün doğası ve anlamı, bu alan içinde değerlendirilmektedir.
	
	Kitapta, tutuklu kişilerle bir psikoloğun nasıl çalıştığı incelenirken, mahkemelerde çalışan uzman psikologların görevleri de ele alınmaktadır. Mağdur psikolojisi de kitapta mercek tutulan konulardan biridir. Suç Psikolojisi, suçu anlama ve suçun azaltılmasına yönelik psikolojinin katkılarını ele alırken gelecekte suçun nasıl olacağını da tartışmaktadır.
	
	Bütünleşmiş ve etkileşimli bir yaklaşımın kapsamlı bir çalışma ile birleştiği bu kitap, suç psikolojisi derslerini anlamada ideal bir rehberdir.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Sultangaliyev - Halit Kakınç</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=117452" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-22:117452</id>
      <updated>2011-11-22T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	
	Mirseyid Sultangaliyev, sol düşünce açısından 20. yüzyılın en başat isimlerinden biridir. Sovyet denemesinin çökeceğini, nedenleri ile birlikte daha 1920'lerde öngörmüş, öngördükleri gerçekleşmiştir.
	
	Sultangaliyev, Türkçe konuşan coğrafyanın en önemli sol düşünürüdür. Antisömürgeci çıkışlı, geleceğe yönelik bir dünya devrimi kuramı geliştiren tek devrimcidir.
	
	Şoven bir milliyetçi, ırkçı, köktendinci değildir; emperyalist tortuların en ilerici ideolojileri bile saptırabildiği gerçeğini, en açık biçimde anlatan kişidir.
	
	Sultangaliyev'i anlamak; 20. yüzyılı, sol düşünceyi, emperyalizmi, sömürge dünyasını ve antisömürgeciliği, Türkçe konuşan coğrafyanın sorunlarını anlamaya giden kapının en uygun ve yetkin anahtarıdır.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Yükselen Bir Deniz - Can Dündar</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4818" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-18:4818</id>
      <updated>2011-11-18T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>31 Mart&amp;#39;ta gericilerin üzerine Hareket Ordusu&amp;#39;yla birlikte yürüyen genç yüzbaşı, siyah cilt beziyle kaplı küçük not defterinin kareli sayfalarına sabit kalemle şunları yazdı:
	
	"Faziletli din âlimleri başımızın tacıdır. Fakat şahsi çıkarları ve adi menfaatleri için yalandan âlim kılığına bürünen birtakım çıkarcılar elbette kanun pençesinden kurtulamayacaklardır."
	
	16 Kasım 1916 gecesi Bitlis&amp;#39;te öksürük nöbetinden uyuyamadığı bir gece Paris Âdetleri adlı bir aşk romanı okudu. Romanın kahramanı Sappho iki aşk arasında sıkışmış özgür bir kadındı. Romanı bitirdikten sonra günlüğüne şu notu düştü: " Kadınlarla bir arada bulunma, erkeklerin ahlakı, düşünceleri, duyguları üzerinde etki yapar."
	
	Karlsbad&amp;#39;da böbrek tedavisi gördüğü günlerde bir yandan günlük tutuyor ve gelecekte uygulamaya koyacağı fikirleri kağıda döküyordu:
	
	"Elime büyük kudret geçerse, ben sosyal hayatımızda istenilen devrimi, bir anda bir darbeyle uygulayabileceğimi sanıyorum. Halkın anlayışının, yavaş yavaş alıştırılarak değiştirilebileceğini kabul etmiyorum. Buna ruhum isyan ediyor. Ben bu kadar yıl eğitim gördükten, özgürlüğümü elde etmek için hayatımı, yıllarımı harcadıktan sonra neden cahiller derecesine ineyim? Onları kendi düzeyime çıkarırım. Ben onlar gibi olmam. Onlar benim gibi olsun."
	
	Yükselen Bir Deniz, farklı bir Cumhuriyet kitabı...
	Sizi Atatürk&amp;#39;ün düşünce serüveniyle tanıştırıyor.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Yarim Haziran - Can Dündar</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4595" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-18:4595</id>
      <updated>2011-11-18T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>13. Baskıya önsözü okumak için tıklayınız
	
	
	
	
	Katran karası bir geceyi Haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay... "Sana Samanyolu getirdim" dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur gülümsedi koltuğumun başucunda...


	Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet...


	Sonra penceremi açıp onu içeri aldım.


	Dolunay, Samanyolu'ndan ışıklarla eteklerinde; "Haydi" diyordu penceremin dibinde; "Haydi... ebedi baharın ülkesine..."


	Lakin, dolunaya inat, öylesine bitkin ve naçar ki hayat, kopamadım akşam haberlerinden, dünyevi kederlerden... Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi'den bir şiir fısıldayarak kulağına:


	"Bir gün geleceğim / alıp şu başımı / bir gün geleceğim / belki de Haziran / bulacak naaşımı / belki de Haziran..."


	Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken dolunay, Samanyolu boyunca efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı. Bakakaldım peşinden...


	Ne gözümü alabildim ne göze alabildim.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Anayasaya Giriş - Mümtaz Soysal</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=118160" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-18:118160</id>
      <updated>2011-11-18T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>İlter Ertuğrul / Mümtaz Soysal&amp;#39;ın ve Kitabın Yargılanışı


	 


	
	
	
	Yeniden yayınlanışın gerekçelerini okumak için tıklayınız


	
	
	Anayasa tartışmalarının yeniden canlandığı bir dönemde anayasalara ve devlet sistemlerine ilişkin temel kavramları iyi bilmek gerekiyor. Anayasaya Giriş, 1961 Anayasası&amp;#39;nın getirdiği özgürlük ve özerk üniversiteler ortamından rahatsız olanların yarattığı korku atmosferinin oluşmasından kısa zaman önce, üniversitelerin ilk sınıflarındaki gençlere bu alanda temel bilgileri vermek amacıyla yazılmıştı. Kolay anlaşılır bir dille yazıldığı için komünizm propagandası yapmakla suçlandı; yazarı Mümtaz Soysal ağır hapse ve ömür boyu kamu haklarından yoksun bırakılmaya mahkûm edilmek istendi.


	Kırk iki yıl önce bir sıkıyönetim mahkemesinde dava konusu olan bu ders kitabı, yazarının Mamak Askeri Cezaevi&amp;#39;nde on altı ay tutulmasına mal oldu ama yazarına ve dolayısıyla Türkiye'ye UNESCO'nun ilk İnsan Hakları Öğretimi Uluslararası Ödülü&amp;#39;nü kazandırdı.


	Mümtaz Soysal, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde anayasa hukuku profesörüydü. İmge Kitabevi Yayınları, o dönemin korku imparatorluğunda, öğrenciler ve başka okurların "suç aracı bulundurmak"la suçlanmamak için yakıp yok ettiği, ama sonradan çok aranan bir kitabın tıpkıbasımını yaparak ve yazarının yargılanış öyküsünü vererek, anayasa hukukundaki temel kavramların anlaşılmasına ve üniversite özerkliği açısından unutulmaması gereken bir davanın anımsanmasına katkıda bulunmak istedi.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Siyaset Bilimi - Ahmet Taner Kışlalı</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4555" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-18:4555</id>
      <updated>2011-11-18T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>"Yalnız kendi dilimizde değil, yabancı dillerde de bu alanda bir öğretmeni tam anlamıyla doyuracak içerikte bir kitap bulmak oldukça zordur. Türkiye&amp;#39;deki pek çok öğretim üyesinin gereksinmesini karşılayacak, öteki okuyucuların da ilgisini çekecek böyle bir eseri Türk siyaset bilimi kütüphanesine kattığınız için sizi candan kutlarım."
	
	Prof. Dr. Erhan Köksal 
	
	"En çok yararlandığım çağdaş yerli yazar Ahmet Taner Kışlalı oldu. Kışlalı&amp;#39;nın tüm kitapları, ama esas olarak Siyaset Bilimi adlı çalışması, bütün lider adayları için yararlı olabilir. Ben, Kışlalı&amp;#39;nın kitabından çok şey öğrendim." 
	
	Emre Kongar</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Az Gittik Uz Gittik - Pertev Naili Boratav</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=62255" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-14:62255</id>
      <updated>2011-11-14T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	"Az gittik uz gittik. Dere tepe düz gittik. Bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz."


	Bu ifadeleri bilmeyenimiz, duymayanımız yoktur; çünkü bu Türk masallarının ayrılmaz parçasıdır. Masal dünyasını gerçek dünyadan ayırmak, bu ayrılığı vurgulamak ve sık sık hatırlatmak için bulunmuş yollardan, Türk halkının dehasını gösteren muazzam cümlelerden biridir.
	
	Az Gittik Uz Gittik, şimdi bir kısmı Türkiye sınırları dışında kalsa da, Türkçe konuşan halkların yaşadığı topraklarda ve Anadolu'nun derin uygarlığı içinde serpilip gelişen masallardan oluşan bir derleme. 1998'de kaybettiğimiz değerli bilim insanı Pertev Naili Boratav'ın, uzun yıllar alan titiz ve kapsamlı çalışmalar sonucu oluşturduğu bu kaynak eser, Türk folklorunun bu paha biçilmez hazinelerini yazıya dökerek kaybolmaktan kurtarmış, bir kuşaktan diğer kuşağa sözlü gelenek içinde aktarılan masalları adeta bir kez daha ölümsüzleştirmiştir; kendi deyimiyle, onlara "belge" niteliği kazandırmış, her yaştan okuru masal dünyasının büyülü perdesini aralamaya çağırmıştır.


	Cumhuriyet döneminin en önemli araştırmacılarından birinin kaleminden, Türk halk edebiyatına yetkin ve kapsamlı bir bakış getiren bu kitap 48 halk masalı, 1 tekerleme ve Karatepeli hikâyelerinden oluşuyor. Ayrıca Boratav'ın, "Türk Masalı Üzerine" başlıklı önemli incelemesinin de eklenmesiyle kitap, değerine değer katan bir boyut daha kazanmış oluyor. 


	Şimdi, Keloğlan'dan korkunç devanalarına, astığı astık kestiği kestik padişahlardan gözü pek şehzadelere, bin bir güçlüğü aşarak muradına eren güzel ve akıllı kızlara, insanı hem eğlendiren hem de ona derin bir hayat bilgeliği aktaran hayvanlara kadar birçok renkli kahramanın dünyasını örten perde kalkıyor...
	...ve daha da müthiş bir cümleyle masal başlıyor:


	"Bir varmış, bir yokmuş."</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Yüzyılın Aşkları - Can Dündar</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=56270" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-14:56270</id>
      <updated>2011-11-14T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir.
	Kadınla erkeğin, sevenle sevilenin,
	âşıkla maşukun tarihi
	Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de
	dikensiz gül bahçesi değildir.
	Kahkahalar ve buselerle olduğu kadar, acılar ve
	gözyaşlarıyla da işlenmiş bir kanaviçedir bu
	Yaşandığı döneme ilişkin ipucu verir ve dönüp
	bakınca insana güzel gelir.
	Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran
	aşk hikâyeleri var. Kimi meşhur olmuş, kimi unutulmuş,
	kimi efsanevi, kimi berduş aşklar bunlar
	Mustafa Kemal ve Latife Hanım'dan,
	Enver Paşa ve Naciye Sultan'a,
	Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'dan,
	Nâzım'la Piraye'ye,
	Bedri Rahmi-Eren Eyüboğlu'dan,
	Yüksel Menderes ve İpek Kramer'e,
	Yılmaz-Fatoş Güney'den,
	Yıldız Kenter ve Şükran Güngör'e,
	Melih Kibar ve Çiğdem Talu'dan,
	Selahattin Pınar'la Afife Jale'ye...


	Bir dönem Türkiye'yi sarsan gönül maceraları...
	Bir başka deyişle "Yüzyılın Aşkları"</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Ergenekon - Can Dündar, Celal Kazdağlı</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4477" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-14:4477</id>
      <updated>2011-11-14T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük skandalını "Çok Gizli" damgalı dosyalara tıkıp hafızasına gömdü. 1996&amp;#39;nın Kasım ayında, bir pazar akşamı, Susurluk&amp;#39;ta "iş kazası" yapan bir Mercedes&amp;#39;ten dökülen kirli devlet sırları, geldiği kadar hızla uçup gitti gündemimizden... Devleti ele geçirmeye çalışan çeteler, iktidarı saran mafya ilişkileri, eski ülkücülerden özel time uzanan bir yasadışı örgütlenme, tam da çözülmenin eşiğine gelmişken tarihin tozlu raflarına kaldırıldı.
	Oysa Meclis&amp;#39;in duruma el koyması, savcıların olayın üstüne gitmesi, kamuoyunun uyanık olması, medyanın özel araştırma ekipleri kurup işin peşine düşmesi gerekiyordu.
	Olmadı.
	Bu kitapta, 40 Dakika haber programının, "Susurluk unutulmasın" diye yaptığı araştırmaları bulacaksınız. Türkiye&amp;#39;de Gladyo tipi bir örgütlenmenin nasıl kurulduğunu; eski ülkücülerin nasıl yasadışı bir faaliyette görevlendirildiklerini; istihbarat teşkilatları arasındaki amansız rekabeti, başbakanların kullandıkları "Özel Büroları"; Güneydoğu&amp;#39;da sürdürülen mücadelenin nasıl hukuk dışına taşıp çeteler yarattığını; 12 Eylül öncesi provokasyonlardan Özal suikastına kadar bu çetelerin adının bulaştığı eylemleri; nihayet, devlet içindeki devletin, "Ergenekon"un gizli dünyasını okuyacaksınız. Ve bütün bu anlatılanların hesabının nasıl olup da hâlâ sorulmadığına şaşacaksınız.
	Ergenekon&amp;#39;la tanışın!
	Susurluk suskunluğa dönüşmesin!


	Ergenekon iddianamesinin tam metni için bkz. http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=7050</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev - Etienne de La Boétie</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4489" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-03:4489</id>
      <updated>2011-11-03T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Yakın dostu, büyük Fransız düşünürü Montaigne&amp;#39;in, "Kanımca, La Boétie çağımızın en büyük insanıdır" diye söz ettiği Etienne de La Boétie&amp;#39;nin Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev&amp;#39;i siyasal düşünce tarihinde yeni bir yaklaşımın öncüsü olmuştur. Siyaset olgusunu iktidar ilişkileri biçiminde algılayan La Boétie, bugün bile kafaları kurcalayan, "insanların nasıl olup da itaat etmekle kalmayıp boyun eğmeyi, hatta kulluk etmeyi arzuladıkları" sorununu yapıtının odak noktasına yerleştirir. La Boétie, iktidar olgusunu ve bunun ideolojik dayanaklarını (geniş anlamda hegomonyayı) irdelemekle yetinmez; iktidar ilişkileri ağının en üst düzeyde kuramsallaşmış biçimine, bir başka deyişle devlet sorununa yönelir. Tiran&amp;#39;ın ya da "Bir"in iktidarından yola çıkarak XVI. yüzyıl Fransası&amp;#39;nda artık açıkça belirginleşmeye başlayan modern devletin gerçeğine ulaşır. Bu bakımdan Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, gerçekte, devlet egemenliğinin niteliği üzerine yapılmış bir söylevdir.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Avrupa Tarihi - Norman Davies</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=117768" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-11-03:117768</id>
      <updated>2011-11-03T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Norman Davies, tarihi eğlencesiz bulan herkese tavsiye edilecek bir kitap yazmış. Sıkıcı tek bir sayfa bile bulunmayan bu yapıtta, bilginin büyüleyiciliği kadar, entelektüel kavrayışın varlığı da dikkat çekici. 'Olanaksız bir iş' olarak adlandırılmasına rağmen, bu kitabı öylesine başarıyla ve parlak biçimde yazmış ki olanaksızı inanılır kılmış.
	Allan Massie, The Daily Telegraph 


	Davies, bu büyük anlatının altından hayranlık uyandıracak biçimde kalkmış. Bu uzun anlatı, kutucuklar adı verilen, kitabın kronolojik sırasından çok farklı ve uzak yönlere giden kısa parantezlerle hazmedilir hale getirilmiş. Yazar, insanları geçmişlerini öğrenme konusunda cesaretlendirmeyi, aydınlatmayı ve eğlendirmeyi amaçlıyor. Bunu da başarıyor.
	Sebastian O'Kelly, The European


	Norman Davies, olağanüstü hacimde ve bilimsel açıdan çok değerli bir kitap yazmış. Kitabın özgün içeriği dışında diğer bir yeniliği de Avrupa'nın bütününün ve onu biçimlendiren tüm etkilerin gerekli ağırlık verilerek dile getirilmiş olması. Bu kitap, Avrupa'nın gerçek hikâyesinin anlaşılması için son derece yararlıdır.
	Martin Jacques, The Observer


	Bilgi kutucuklarıyla ayrıntılandırılan, anlaşılır, eğitici bir anlatım. Bu muazzam tarih kitabı, daha çok, zamanımıza aittir. Davies, Batı uygarlığının eski zaferci anlatımlarını ve politik düzeltmelerin komik artıklarını reddetmektedir.
	Kevin Sharpe, The Sunday Times


	Oxford Üniversitesi tarafından yayımlanan tarih kitaplarının en önemli ve en aydınlatıcılarından biri. Bilginin soylu bir anıtı...
	Jan Morris, The Independent


	Gerçekten kaliteli ve önemli kitaplar az bulunur. Norman Davies'in Avrupa Tarihi bunlardan biri. Bu kitap akıl, berraklık ve bilgiyle yazılmış, parlak bir başarı örneğidir. Yazarın saptamaları çoğunlukla şaşırtıcı ve her zaman taze. Avrupa Tarihi, herkesin okuması gereken bir kitap.
	A. C. Grayling, Financial Times


	Kaliteli Avrupa tarihlerine ihtiyacımız var. Davies'in Avrupa Tarihi bunların en iyilerinden.
	Felipe Fernandez-Armesto, The Sunday Times


	Şimdiye kadar gereksinimi çok duyulan bir kitap, gerçek bir edebi eser. Herhangi bir şey ve her şey hakkında bilgi var.
	Norman Stone, The Sunday Times 


	'Harika' sözü,Avrupa Tarihi'ni nitelemeye yetmez. Bu kitap müthiş karmaşık bir konuda anlaşılır bir yol haritası sunuyor.
	John Gross, The Sunday Telegraph


	Büyük çoğunluğumuzun katılma konusunda görüş birliğinde olduğu Avrupa'yı tanıma zamanı geldi de geçiyor. Bu işe tarihten başlamak iyi bir yoldur. Mensubu olmayı istediğimiz bu tarihe genel ve çok yararlı bir giriş için Avrupa Tarihi, olabilecek en iyi seçimdir. 
	Mehmet Ali Kılıçbay


	Norman Davies, klasik tarihçilikte yapıldığı gibi kıtadaki ulus-devletlerin siyaset dünyasıyla sınırlı kalmayarak, bu tür genel tarihlerde yer verilmeyenleri de kapsamına alan kültür tarihi yaklaşımıyla, hem yeni hem de kapsamlı ve merakla okunan bir eser ortaya koymuştur. 
	Kudret Emiroğlu</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Nereye? - Can Dündar</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4761" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-10-31:4761</id>
      <updated>2011-10-31T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Bu kitapta, çağında yaşananlara meraklı bir yazarın yüzyıl dönüşümünden aktardığı gözlemleri bulacaksınız.
	
	Kimi Türkiye&amp;#39;nin en ağır kriz yıllarında, kimi terör ve savaş koşullarında yazılmış bu yazıların ortak özelliği, üçüncü binyılın kundağında geleceğini arayan âdemoğullarının beynini kurcalayan soru işaretlerini deşmesi ...
	
	Geçtiğimiz yüzyılda kendisine yol gösteren tanıdık haritayı kaybeden insanoğlunun, yeni çağın yollarındaki istikamet arayışının izdüşümleri.
	
	Teknolojik tahakkümden, değişen cinsel kimliklere, tek kültür tehdidinden, gençlerin yeni diline kadar değişimin göstergeleri...
	
	Hem toplumsal hem de kişisel bir arayışın muhasebesi...
	
	Kendi kalbini durdurmuş bir kalp doktorunun, körler okulunda bir resim öğretmeninin, kendi idam sahnesini izleyip yazmış bir yazarın ve iyiliğin nihai zaferinden umudu kesmeden orta yaşa varmış bir kuşağın tutanakları...
	
	Bu vahşi koşu içinde bir türlü durup soramadığımız yaman bir soru bekliyor sizi içerideki sayfalarda: "Nereye?..."</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Gelişim Psikolojisi -Yetişkinlik-Yaşlılık-Ölüm- - Bekir Onur</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4488" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-10-31:4488</id>
      <updated>2011-10-31T00:00:00+03:00</updated>
      <summary>Gelişim psikolojisi, psikolojinin en önemli ve en geniş alanlarından biri. Önceleri yalnızca çocuk ve ergen psikolojisi dallarıyla bilinirken, bugün insan gelişimini bir bütün olarak ele alan geniş kapsamlı bir alanı içeriyor. Çağdaş gelişim psikolojisi, insanı doğum öncesinden başlayıp ölümüne kadar incelemeyi hedefliyor. Gelişimin yaşlılık dönemlerinin, ölümü de içine alacak biçimde gelişim psikolojisinin kapsamına girmesi yeni bir olgu.


	Prof. Dr. Bekir Onur&amp;#39;un bu yapıtı, ülkemizde yetişkinlik, yaşlılık ve ölümü inceleyen ilk gelişim psikolojisi kitabıdır. İnsan gelişiminin bütünlüğü ve sürekliliği dikkate alınarak, kitapta çocukluk ve gençlik dönemlerinin gelişimine de yer verilmiştir.


	Gelişim Psikolojisi, insanın nasıl geliştiğini merak eden herkesin rahatlıkla okuyabileceği zengin içerikli bir kitaptır.</summary>
  </entry>
  <entry>
      <title>Türkiye'nin Yönetimi -Yapı- - Birgül Ayman Güler</title>
      <link href="http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=88815" />
      <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.imge.com.tr"/>
      <id>tag:www.imge.com.tr,2011-10-25:88815</id>
      <updated>2011-10-25T00:00:00+03:00</updated>
      <summary> 


	 


	Türkiye'nin Yönetimi: Yapı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi&amp;#39;ndeki "Türk Kamu Yönetimi" ve İletişim Fakültesi&amp;#39;ndeki "Türkiye'nin Yönetim Yapısı" dersleri için hazırlanmış notların altı yıllık uygulamasından doğmuş bir kitaptır. İçinde bulunduğumuz tarihsel dönemin koşulları, gerçekte olması gerekeni mümkün kılmış, ders kitabı ile araştırma kitabı arasındaki uzaklık, bu çalışmada görüleceği gibi, epeyce kapanmıştır. 


	 


	Türkiye'nin Yönetimi: Yapı, ülkemizin bugünü ve yarını ile ilgilidir. Türk kamu yönetiminin bugünkü yapısını, hukuksal değil tarihsel ve yönetim bilimi temelinde kavramsal yaklaşımla irdelemektedir. Kamunun yönetiminin tüm tarihsel tiplerinde dört temel işlev vardır; bunlar bugünkü &amp;#39;kamu yönetimi&amp;#39;ni de oluşturan temel işlevlerdir. O nedenle bu kitapta, kamu(nun) yönetimini genel yönetsel kurumlaşmadan ibaret sayan yerleşik kalıp kırılmış, Türkiye'nin yönetimi &amp;#39;g&amp;#39;enel, &amp;#39;a&amp;#39;skeri, &amp;#39;a&amp;#39;kademik, &amp;#39;a&amp;#39;dli yönetim (1G3A) olarak tanımlanmıştır.</summary>
  </entry>
  </feed>
