Ana Sayfa (Kitap) » Yorumlar » Yorumlar Instagram Pinterest Google+ Facebook Twitter RSS - Sadece İmge Yayınları
Haftanın Yazarı


Yaşar Kemal
Haftanın Çevirmeni


Ahmet Cemal
Kral-Devletten Ulus-Devlete Kral-Devletten Ulus-Devlete
Mehmet Ali Ağaoğulları
Filiz Çulha Zabcı
Reyda Ergün
Yayınevi: İmge

Yorumu Yazan: Mehmet Akkaya
Tarih: 17 Ağustos 2006, Perşembe
Yorum

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş

Cumhuriyet Kitap Eki

BİR PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ OLARAK AYDINLANMA


Mehmet Ali Ağaoğulları özellikle siyasal düşünceler tarihi alanında çalışmalar yapan hocalardan biri. Ağaoğulları'nın uzun bir dönemde ve büyük emeklerle oluşturduğu siyasal düşüncelerin tarihi serisi olarak kabul edebileceğimiz çalışmasının bir yenisi daha 'Kral Devletten Ulus Devlete'* adıyla öncekiler gibi İmge Kitabevi tarafınlan yayımlandı.



Aydınlanma düşüncesi, kültürün belli başlı kategorilerine denk düşmesi, canlı, renkli ve dinamik bir yapıda olması ve savunduğu ideallerin halen dünya ölçeğinde gerçekleşememiş olması nedeniyle düşün ve bilim; kültür ve sanat adamlarının, hocaların, öğrencilerin, çağdaş kafaların ilgi alanı olmayı sürdürüyor. Son zamanlarda üniversite hocaları da alanlarındaki gelişmeleri yakından izliyor, kendilerine toplumsal misyon biçenleri ise öğrencilerin, halkın aydınlanmasına da önem veriyor ve çok temel sayılabilecek çalışmalar yapıyorlar, eserler üretiyorlar. Bu doğrultuda Prof. Dr. Mehmet Ali Ağaoğulları'nın adını anmamız gerekiyor. Ağaoğulları özellikle siyasal düşünceler tarihi alanında çalışmalar yapan hocalardan biri. Ağaoğulları'nın uzun bir dönemde ve büyük emeklerle oluşturduğu anlaşılan ve siyasal düşüncelerin tarihi serisi olarak kabul edebileceğimiz çalışmasının bir yenisi daha 'Kral Devleten Ulus Devlete'* adıyla öncekiler gibi İmge Kitabevi tarafından yayımlanmış bulunuyor.

Genellikle sözünü ettiğimiz çalışmalarında Ağaoğulları kolektif çalışma yöntemini izliyor. Her kitabın, konusuna hâkim kişilerden oluşan bir komisyon tarafından yazıldığı görülüyor. Kral Devletten Ulus Devlete adlı çalışmada da bu yönteme uyulmuş. Ağaoğulları, kitapta adını andığımız Aydınlanma düşüncesi bölümünün yazarı olarak karşımıza çıkıyor. İleriye dönük ve tüm insana açılan tarih bilinci, bir anlamda varolan durumun önceyle ilişkisini kurma bilincidir. Dolayısıyla kültür disiplinlerinin tarihiyle ilgilenenler bugünü, bugünün özelliklerinden giderek açıklamakla yetinmezler. Bugünün geçmiş ve gelecekle ilişkisini kurmaya özen gösterirler. Bu anlayışa uygun düşercesine elimizdeki kitap 17. yüzyılda siyaset felsefesi de yapmış olan güçlü filozofları konu ederek başlıyor. Spinoza ve özellikle ampirizmin, liberalizmin kurucusu olan John Locke ayrıntılı bir biçimde ele alınıyor. Locke'un düşüncelerinin etkisi, kendini öncelikle Fransa'da gösterse de Aydınlanma düşüncesi Almanya ve İngiltere'de de etkili olacak kadar tüm Avrupa'ya yayılıyor. Dolayısıyla Aydınlanma dendiğinde önce Fransa akla gelse bile onun çok geniş bir alana yayıldığını kabul etmeli. Ağaoğulları, Tocqueville'e dayanarak Aydınlanmanın en tipik özelliklerini belirlerken şunları söylüyor: "Aydınlanma düşüncesi (birkaç istisna dışında) bir sistem kuran kuramsal kitaplarla değil, deneme, roman, hikâye, tiyatro eseri gibi edebi yapıtlarla ve tarihsel ya da ansiklopedik çalışmalarla dile getirilmiştir. Düşüncelerin ve bilgilerin bu şekilde ortaya konmasının bir nedeni de, filozofların felsefeyi basitleştirerek gündelik yaşamın içine sokmak ve yaşamı dönüştürmede bir araç olarak kullanmak istemeleridir." (Age.s.236) Gerçekten de yaşamları 16. ve 17. yüzyıllara denk düşen Bacon, Locke, Spinoza, Descartes, Leibniz ve hatta bir 18. yüzyıl filozofu olan Kant'taki derinleşme kaygısını Aydınlanma düşünürlerinde göremiyoruz. Aydınlanmacılar deyim yerindeyse felsefe sorunları yerine doğrudan siyasi düzen ve toplum sorunlarıyla ilgileniyorlar. Hatta onların insanı tüm derinliğiyle konu ettikleri bile söylenemez. Bu yüzden Ağaoğulları'nın aynı yerde Aydınlanmacıların amacını anarken kullandığı şu ifade pek ilginçtir: "Amaç, kurgusal yapılar içinde sıkışıp kalmaktansa, düşünceye pratik bir boyut kazandırmak ve böylece insanı iyileştirip toplumu yeniden düzenlemektir."Ağaoğulları'nın aktardığı cümledeki pratik ve düzen kavramları Aydınlanmacıları açıklayan kavramlar olarak ilgimizi çekmelidir.

AYDINLANMA DÖNEMİ

Düşüncenin tarihi, hiçbirdüşünce etkinliğinin düz bir çizgide ilerlemediğini gösterecek kadar anlaşılır veriler sunmaktadır. Dolayısıyla her düşünce, tarih içerisinde hızlı süreçlerle, kesintilerle, geriye dönüşlerle, hamlelerle kopuşlarla, toparlanışlarla, atılımlarla... belirgindir. Yani gerek sanatsal düşünce, gerek bilimsel, gerek felsefi gerekse de siyasal düşüncelerin tarihi bu süreçlerden ibarettir. İşte bu dört kategoriden birine sığmayacak kadar geniş ve derin olan Aydınlanma düşüncesi, düşünce tarihindeki önemli hamlelerden biri olmuştur. Aydınlanma düşüncesi, yunan klasik çağından sonra inişe geçen düşüncenin ortaçağda iyiden iyiye güçten düşmesiyle sonuçlanmasından sonra Rönesans'ın insana, doğaya, bilgiye doğru aldığı radikal tutumun 18. yüzyılda doruklara ulaşması olarak ele alınabilir. Bu yüzden de siyasetin, felsefenin, sanatın, bilimin tarihi söz konusu olduğunda adı en çok anılan dönemde de 18. yüzyıl olmaktadır. Kant'tan J.J. Rousseau'ya, Diderot'dan Voltaire'e, D'Alembert'e, Condillac'a kadar çok sayıda filozof Aydınlanma döneminde etkinlik göstermişlerdir. Dolayısıyla eğitimin, kültürün, entelektüel ilişkilerin az çok içinde olup da bu adlara rastlamayanımız pek yok gibidir. Ağaoğulları'nın çalışması, çok çeşitli alanlardan filozofların içinde yer aldığı Aydınlanma düşüncesinin bir yapılı bir durum da göstermediğini ayrıntılarıyla göstermiş olması bakımından çok önemlidir. Eldeki çalışmada, irdelenen Aydınlanmanın usçuluktan, materyalizme, romantizmden klasisizme, liberalizmden toplumculuğa kadar çok geniş düşünceleri içine aldığı gösterilmektedir. Fakat Aydınlanmacıların farklılıklarına rağmen ortak noktaları da vardır: Mevcut duruma, anlayışlara eleştiriler getirmek ve insanın geleneksel düşünce tarzının dışına çıkması, aklı merkeze almasıdır. Bu yüzden ışık, akıl ve eleştiri kavramları dönemin filozoflarının üzerinde durdukları temel kavramlardır. Yani Rönesans'ın meraklı, keşifçi, bilgili, doğaya düşkün filozof tarzı daha da köktenci bir tutumla kendini 18. yüzyılda yeniden ortaya koyar. İlerlemeci bir anlayışla dönemin filozofları kendilerini eşitlik, özgürlük, kardeşlik ideallerinin gerçekleşmesine adarlar. Bu doğrultuda Aydınlanmacılar, dinsel-feodal tüm değerlere karşı savaş açarlar. Deyim yerindeyse militan felsefe yapmaktan geri durmazlar. Bu yüzden de J.J. Rousseau ve Voltaire misali siyasi olarak kaçak yaşamalarla, Diderot gibi hapislerde yatmalarla Ansiklopedi'nin başına gelenler babında sansüre uğramalarla yüz yüze gelirler. Bu yüzden bilimi, felsefeyi, siyaseti ve sanatı halkla buluşturmanın hatta tüm bu etkinlikleri halk için yapabilmenin mücadelesini vermişlerdir. Bu yüzden Aydınlanmacıların, düşüncenin gelişiminde bir paradigma değişikliğine yol açmış olmalarını söylemek onları abartmak değil sadece haklarını teslim etmek anlamına gelir.

AKIL KAVRAMI

Ağaoğulları, çalışmasında Aydınlanmanın düşünürlerinden doğrudan aktarmalar yapmakla beraber onlar üzerine düşünmüş, yazmış kişilerden de yararlanıyor. Bununla beraber çalışmasında biyoğrafik bir inceleme tutumu almadığını, asıl olarak tematik bir yöntemle Aydınlanma düşüncesini ele aldığını söylüyor. Bu nedenle de öncelikle akıl kavramını irdeliyor. Akıl, felsefesinin daha doğrusu her türlü düşünme tarzının en önemli kavramlarından biri olmuştur. Bu kavram üzerinden fiziksel ve metafiziksel açıklamalar yapan düşünürler olmuştur. Aydınlanmacılar ise aklı dünyayı doğru kavramanın ölçütü olarak gördüler. Özellikle Kant, denebilir ki her şeyi "kendi aklını kullanma cesaretini göster" imgesine indirgedi. Gerek Kant'ta gerekse Aydınlanmacılarda akıl ve eleştiri birbirine bağlı olarak iş görür. Onlara göre çağ eleştiri çağıdır, bu yüzden de her şey eleştirilebilirdir. Aydınlanmacıların "araçları"ndan biriside yayınladıkları Ansiklopedi'ler oldu. Ağaoğulları, Ansiklopedi'den şu alıntıyı yapıyor: "filozof, irdeleyip incelemeksizin hiçbir şeyi inkâr da etmez kabul de etmez; aklına gerektiği ölçüde inanır; hakikati araştırmanın zahmetli olduğunu bilir, ama olanaksız olduğunu düşünmez; çalışıp didinerek hakikate ulaşır. " (Age.s.240) Aydınlanmacılar bu açıklamalarında kendilerini çok anlaşılır bir şekilde özetlemişlerdir. Demek ki hiçbir şey Tanrı'nın, doğaüstünün kontrolünde/egemenliğinde değildir: İrdelemeksizin metafizik belirlemelere inanmamalı; insanlar aklına, kendine güvenmeli, araştırarak zor da olsa her şeyin anlaşabilir olduğunu kabullenmeli. Aydınlanmacılara göre çalışarak hakikate ulaşmak da mümkündür. Yorumlayarak söylersek, hiçbir şey bize verilmiş değildir, doğuştan bilgi olanaksızdır, akıl da sahip olunan bir şey olmayıp sonradan kazanılan, elde edilen bir yetenektir. Burada insanın ve aklın çekim merkezi olduğunu görüyoruz. Yani kendi yerimize düşünen bir kitaba, inancımızla ilgilenen bir din adamına, sağlığımızla ilgili sözler söyleyen bir hekime ihtiyaç duymak Aydınlanmaya ters gelecek bir tutumdur. Kant'a göre insan henüz Aydınlanmamıştır. Mevcut durumu kendisiyle ilgilidir. Çünkü ergin olmama durumuna insan kendi isteğiyle düşmüştür. Bu yüzden de kendi isterse ergin olmama durumundan kurtulacaktır. Bu durumda Kant insanları ergin olmama durumuna iten kurulu düzenleri değil de insanları suçlar gibi bir tutum alır. Bu noktada Ağaoğulları, Kant'ı bu şekilde okumanın doğru olmadığını belirterek şu açıklamayı yapıyor: "Kant, her ne kadar insanları suçlarsa da hemen ardından gerçek sorumluluğun düzeni sürdüren iktidara ait olduğunu ortaya koyar." (Age.,s.240) Buna göre siyasal iktidarlar, başta din olmak üzere çeşitli kurumlardan, geleneklerden, doğmalardan yararlanarak insanları sersemleştirip aptallaştırırlar ve onları ergin olmayışlarının meşruluğuna inandırırlar. Sonuçta insanlar kendi istekleriyle hatta seve seve bu duruma düşmüş olurlar. Oysa görüldüğü gibi insanlar kurulu düzenlerin manipüle etmesiyle ergin olmama durumuna düşmektedirler.

DENEY VE GÖZLEM

Skolastik felsefe, Aydınlanmacıların öncelikle hesaplaşmak istedikleri bir düşünme tarzıdır. Onlar bir yandan Skolastik felsefeyle hesaplaşmaya girerken bir yandan da 17. yüzyılın Kartezyen felsefesiyle de hesaplaşmaya girmekten geri kalmamışlardır. Onlar Skolastiğin ve Descartes'in önemsediği tümdengelimci, rasyonalist tutum yerine Bacon'cı tümevarımı önemsemişlerdir. Bu noktada deney ve gözlem gibi bir kavram çiftini anmak gerekiyor. Ağaoğulları da bu kavramları başlık yapacak kadar önemsiyor. Belki de aydınlanmanın bilim anlayışı bu kavramlardan giderek açıklanabilir. Ağaoğulları, La Mettrie'den şu alıntıyı yapıyor: Yalnızca gözlem ile deney bizi yönlendirmelidir." (age.s.248) Aydınlanmacıların bilim kavrayışları bilgi anlayışlarını da koşullayan bir durum ortaya koyuyor. Tümevarımcı tutum, bilgi anlayışında da duyumcu bir tavır almalarıyla buluşuyor. D'Alembert'e göre bilgilerimiz duyulardan elde ettiğimiz bilgilerden başka birşey değil. Dikkat edilirse bu yaklaşımıyla Aydınlanma, zihni idollerden temizlemeyi öneren Bacon ve zihnin bir tabula rasa olduğunu düşünen Locke'un ortaya serdiği İngiliz emperyalizminin Fransa koşullarında ortaya konması olarak karşımıza çıkmaktadır. Aydınlanmacılar da zihinlerin kilise yönlendirmesiyle yanlışlarla dolu olduğunu düşünüp bunu alt etmenin yolu olarak da yayın yapmayı uygun görmektedirler. Ansiklopedi bu noktada çok çok önemli bir araçtır onlar için. Sanata, siyasete, bilime, felsefeye halkın aydınlanması konusunda araç olarak bakan Aydınlanmacılar, Ansiklopedi'ye de araç olarak bakarlar. Başlarına çok "işler" de gelse Ansiklopedi'yi ne yapıp yapıp yayımlarlar. Ağaoğulları'nın ısrarla değindiği üzere Ansiklopedi, kalıplaşmış inançlara, çağlarındaki cehalete, önyargılara, hoşgörüsüzlüğe her türlü dinsel ve siyasi baskılara, haksızlıklara karşı bir silah olmayı amaşlamıştır. Ansiklopedistlerin parolasını Diderot'nun Voltaire'e yazdığı bir mektupta açıkça okumak mümkün: "Çürük inançlara, softalara, yobazlara, cahillere, kaçıklara, kötülere ve zorbalara aman yok!" (age.,s.245) Yazılarında karanlığın dağılmakta olduğuna, mitosların çökmekte olduğuna vurgu yapan Diderot öbür Aydınlanmacılar gibi iyimser bir düşünceye sahiptir. Çünkü Diderot, felsefenin dev adımlarla ilerlediğine, bilginin ve aydınlığın onu izlediğine inanıyor. Aydınlanmacılar bu İyimserliklerinin de etkisiyle ve dinsel yapılara aykırı duruşlarından dolayı Hıristiyanlığın getirdiği "kökel günah" fikrini de şiddetle reddederler. Ağaoğulları, Aydınlanmayı bir perspektifden ele almadığı için ona yönelik eleştirilere de onun olumlu yanına verdiği önem kadar önem veriyor. Ağaoğulları'nın dipnotta verdiği bilgilere göre Horkheimer ve Adorno gibi önde gelen düşünürlere göre Aydınlanma moderniteyle aynı anlama gelir. Bu düşünürler Aydınlanmanın parçalayıp etkisizleştirdiği dogmaların, mitlerin yerine yenilerini koyduğunu sonuçta da otoriter ve baskıcı bir nitelik kazndığını en sonunda da Aydınlanmanın terör ve dehşeti yarattığına inanmaktadırlar.

Ağaoğulları'nda fark edilen bir tutum da onun siyaset biliminden getirdiği özellikleri çalışmasına yansıtmış olmasıdır. Böylece çalışma bildik bir felsefe tarihi kitabından ayrılmakta, daha zengin bir eser ortaya çıkmaktadır. Ağaoğulları, Aydınlanmayı feodalizmin ve onun uygun bulduğu değerlerin tasviye edilmesi ve burjuva sınıfının değerlerinin yükseltilmesi ve toplumda geçerli kılınması biçiminde görebiliyor. Bu ve benzer noktalarda Ağaoğullar'nın siyasetçi kimliği önem kazanıyor. Ağaoğulları Aydınlanmacılar için şu saptamayı yapıyor: "Aydınlanma filozofları ister evrenselci, ister göreceli yaklaşımı benimsemiş olsunlar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak burjuvazinin bireyci toplum anlayışını savunmaktadırlar." (Age.,s.275)

İLERLEYEN AKIL VE BİLİM

Yine Condorcet'den giderek yaptığı değerlendirmede Aydınlanmanın vasiyetinin, 1- Toplumlar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, 2- Sınıflar arasında eşitliğin sağlanması, 3- İnsanın gerçek anlamda yetkinleşmesini savunmak olduğunu söylüyor. Demek oluyor ki başta söylediğimiz üzere Aydınlanmacıların idealleri gerçekleşmediği gibi vasiyetleri de Sonuç itibariyle Ağaoğulları, Aydınlanmacıların akılda ve tarihte ilerleme anlayışlarından da yaklaşık olarak şu sonucu çıkarmaktadır: Akıl ve bilgi ilerlemektir. Çünkü bilgiler birikmekte, bilimde büyük buluşlar, keşifler yaşanmakta; teknoloji hızla insana yüksek yaşam standartları sunmakta; ekonomi büyümekte, zenginlik artmakta, maddi gelişmeler olumlu sonuçlar vermekte, felsefe yükselmekte, insanın yaşam koşulları her yönüyle iyileşmektedir. Dolayısıyla geçmişe özlem duymak boşunadır, her türlü şarta rağmen yaşamın ilerleyen akışı devam etmektedir, bu devam etmenin motoru da akıldır ve ona bağlı olarak da bilimler, sanatlardır; siyasal düşünceler ve felsefelerdir. Toplumun kurtuluşunu ve mutluluğunu özellikle bilimlerdeki, sanatlardaki ilerlemelere bağlayan Aydınlanmacılara göre bu motoru durduracak hiçbir güç, tarihin hiçbir döneminde ortaya çıkmadığı gibi bundan sonra çıkmayacaktır.


Sepete Ekle
Kral-Devletten Ulus-Devlete
Sepet Devam
Boş
Haftanın Önerisi
Deliduman

Emrah Serbes
Deliduman
İletişim
Ayın Yayınevi


Belge

Yayınevi Bilgisi
İmge
İmge Sitesi
Diğer Yayınlar
  
E-Posta: [Tıklayınız]
Telefon: (312) 4194610 - 11
Adres: Konur Sok. No: 17/5 Kızılay / Ankara

Mühürdar Cad. No: 80 Kadköy / İstanbul
Tel: (0532) 447 24 89
Genel Yayın Yönetmeni:
Şebnem Çiler Tabakçı
En Çok Satanlar


Haftanın En Çok Satanları
1. Deliduman
2. Kayıp Sicil - Erdoğan'ın Çalınan Dosyası
3. Kürk Mantolu Madonna
4. Yüzyıllık Yalnızlık
5. Yeni Orta Sınıf - "Sinik Stratejiler"
Arkadaşınıza Önerin

Bu yayını bir arkadaşınıza önerin.
Para Birimleri
Satış Destek
Telefon (10:00 - 18:00): (212) 527 40 57    Faks: (212) 527 41 45    Adres: Ankara Cad. No:17/A Cağaloğlu / İstanbul
Telefon (10:00 - 18:00): (216) 348 60 58    Adres: Mühürdar cad. No:80 Kadıköy / İstanbul
E-Posta: info@paraf.com.tr   

Bizi buradan takip edebilirsiniz:
Facebook Facebook Twitter Twitter ATOM ATOM RSS - Tüm Kitaplar RSS Kitap RSS Kitap (İmge Yayınları) RSS Kitap (İmge Yayınları) RSS - Dergi RSS Dergi RSS - Müzik RSS Müzik RSS - Film RSS Film RSS - Hobi RSS Hobi
ATOM ve RSS kanallarını takip edebilmek için bu kanalları destekleyen bir yazılıma ihtiyacınız vardır. Mozilla Firefox ve Microsoft Internet Explorer gibi modern web tarayıcı yazılımları bu kanalları desteklemektedir. Ayrıca bu kanalları destekleyen çeşitli haber okuma yazılımları da mevcuttur.


İmge Kitabevi © 2004

Ana Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle

Parse Time: 0.234s