İnsan Artığı, toplumun en diplerine itilmiş, emeğiyle var olup yine de değersizleştirilmiş insanın adı değil yalnızca; aynı zamanda başkalarının pisliğini taşıyarak görünmezleşen bir varoluşun ağırlığıdır. Bu kavram, insanın hem o ‘artığı’ yaratan sınıfsal kibriyle yüzleşmesini hem de kendi içindeki çürümüşlüğü fark ederek kendine yönelen bir yabancılaşmayı açığa çıkarır.
Affet beni, ismini öğrenme tenezzülünde bile bulunmadığım köylü kardeşim, affet! Sana yalvarıyorum... Çünkü senden başka ...