Çolneval’da hayat, av ile avcı arasındaki ince bir çizgide sürer. Lolo, kurbağa peşinde geçen günleriyle kimseye benzemeyen, kimseye de tam ait olmayan bir yalnızdır. Yoksulluk, şiddet ve suskun anlaşmalarla örülü bu kasabada dengeler, yeni gelen savcıyla birlikte çatırdarken, en saf görünen hayat bile karanlık bir oyunun parçasına dönüşür. Bu hikaye, masumiyetle vahşet arasındaki o rahatsız edici yakınlığı ve insanın hayatta kalmak uğruna nasıl değiştiğini çarpıcı bir dille anlatıyor.