Büyüklerin arasında dolaşır, sohbetlerini can kulağıyla dinlerdim.
Kuruyup kararmış bu adamlar çay, sigara ve dedikodu ile beslenirlerdi.
Hikâyeleri, hele ki din büyüklerinin cenkleri, kerametleri hakkında ise
büyülenmişçesine anlatırlardı. Coşan, dalgalanan sesleri birdenbire alçalır,
yumuşar, içe doğru akardı. Az önce gürültüyle sarmalanan kalabalığın
üzerine, gözyaşlarını çağıran hüzünlü bir sessizlik çöker, ortam huşu
denizine dönerdi.
Sonra, rüzgâr t ...