Hikâyenin başladığı yer uzaklıktı; terk edilmiş, yalnız bırakılmış uzaklık. Gideceği yer ise nereden nasıl
yaşanacağı bilinmeyen belirsizlikti. Yaşanmışlıklar, evrenin varlığına ağır bir giz katmıştı; en berrak olanı
zamanla bulanıklaşıyor, sonra da koyu karanlıklara dönüşüyordu. Uzun hikâyenin sahipleri kendi acılarını
taşımaktan yorulmuştu. Ve yorgun öldüler. Her hikâyenin bir sahibi vardı. Herkes kendi acılarını yaşadı;
Hamit gibi, Kevok gibi, Vesile gibi, Newal gibi. Bir ...