Primo Levi’nin yazınsal külliyatının başlangıcını ve sonunu simgeleyen Sakin Şehir Auschwitz, iki şiirle çerçevelenmiş on öykü üzerinden yirminci yüzyılın en büyük felaketine çarpıcı bir mercek tutuyor. Toplama kampı deneyimini öfkeye kapılmadan, acının kendisini veya faillerini öne çıkarmadan aktaran yazar, Holokost literatürüne son derece berrak ve özgün bir katkı sunuyor. Kendi tasarladığı çelişkili başlığın gölgesinde biçimlenen bu anlatılar, kurgusal olanla otobiyografik olanı aynı potada e ...