Antikçağın ünlü şölenleri olan symposionlar yalnızca bir yeme içme ritüeli değildi; bilginin, iktidarın ve toplumsal kuralların üretildiği güç merkezleriydi. Bu sofralarda bir araya gelen ayrıcalıklı erkek yurttaşlar, evreni ve yaşamı tartışırken aslında bugüne dek uzanan erkek egemen düzenin temellerini atıyor, toplumsal normları biçimlendiriyordu. Kadın düşmanlığından sınıfsal eşitsizliğe kadar dünyayı algılayışımızı belirleyen pek çok pratik bu zeminde kök saldı.
Sadece “seçkin” erkekler ...