“Bugün, ta uzaklardan, uzun yılların türlü türlü vukuatla dolu fasılasının beri tarafından, bu henüz genç, henüz hayatın boğuşmalarından yıpranmamış, ancak kırk yaşlarında, daha geçtiği yollarda ayakları kendisini yere kapanacak kadar sarsan taşlara ilişmemiş, henüz bir daha kalkılamayacak sukutlarla sendeleyip baş aşağı düşüp yuvarlanmamış adamı görüyorum. Yüreğinde azîm bir duygu izdihamının sıkleti, ciğerlerinde elastikiyetini kaybeden bir nefes darlığı, uykusunun içinde yürüyen bir hasta hal ...