Sanat koleksiyonerliği, tarihsel olarak yalnızca estetik nesnelerin biriktirilmesi değil, kültürel iktidarın, belleğin ve kamusal temsilin inşa edildiği bir alan olarak gelişmiştir. Batı dünyasında koleksiyonların aristokrat ve özel alanlardan müze kurumuna evrilmesi, sanatın kamusal dolaşımını belirleyen temel kırılmalardan birini oluştururken, bu kitap koleksiyonerliğin düşünsel ve tarihsel temellerinden hareketle müzeleşme süreçlerini tartışmaya açmaktadır.
Bu çerçevede Türkiye’de ...