Savaş, ahlakın yüceleştiği ve çöktüğü bir ânıdır; etik olanın doğum ve dağılma noktasıdır.
Uzun bir barış döneminin rehavetiyle, kolektif şiddetin artık geçmişte kaldığına, medeniyetin savaşı çoktan yendiğine inandırıldık. Ancak dünyanın pek çok bölgesinde yeniden beliren yıkılmış binalar, yollara dizilmiş cesetler ve sınır boylarına yığılan göçmen kafileleri, modern insanı o unutmak istediği sarsıcı gerçekle aniden yüzleştirdi: Bu defa, bu gerçekten savaş. Peki, yeryüzündeki onca diplomasi ...