Savana, herkesin yerini bildiği, kuralların işlediği ve ortak iyiliğin dillerden düşmediği kusursuz bir doğal yaşam alanı olarak görünür. Ne var ki bu sakin manzaranın altında hırs, korku, sadakat, menfaat ve suskunluk birbirine karışmıştır. Burada güç yalnızca buyurmaz, kendi dilini, kendi ahlâkını ve nihayet kendi haklılık gerekçesini de üretir. Böylece alışılanlar meşru, tekrarlananlar doğal, itiraz edilmeyenler ise kaçınılmazmış gibi yorumlanmaya başlanır. Eşek'in yükselme arzusu ile vicdanı ...