Taşın üstünde de bir karaltı varmış ama uzak
olduğundan ne olduğunu çözememiş. İyice yaklaşınca
bir de ne görsün? Koskocaman, siyah elbiseli bir kadın, tıpkı bir saat önce kendisinin yaptığı gibi, taşın üstünde oturuyormuş, elinde de direk boyu bir asa varmış. Kocakarının sırtı Musa’ya bakıyormuş ama yine de ölü yüzünü, kara gözlerini, sırıtan ağzını, kıllı çenesini her nasılsa görüyormuş. Başındaki her tel saç,
bedenindeki her tane kıl, “Geri dön, kaç!” diye bağırıyormuş ama k ...