Patriçia’yı, bakışları derin, sevme duygusuyla dopdolu bir kız çocuğu kucak dolusu çiçek buketiyle
karşıladı. Belinde mavi kuşağı, dizlerinin üzerindeki dalgalı eteği; yakası işlemeli, omuzları kabarık,
dantelli, kar beyazı elbisesiyle, kendi çocukluk yıllarına götürmüştü onu. Doğrudan gözlerinin içine
bakıyordu kız.
“Kalós írthate agapití Güzide,” dedi. Güzide’yi Türkçe söylemişti küçük kız. Gözleri parladı
Güzide’nin. “Benim adım Patriçia… Sizin isminizi vermişler bana ...